Wednesday, August 23, 2006

Hasema

Haþema - Bikini
Ege sahillerinde acaba kaç koyda haþemalý ve tesettür giysileri içinde denize giren insanlar vardýr?
Ya Karadeniz sahillerinde?

Sanki bütün koylar haþemalýlar tarafýndan istila edilmiþ de, oraya tesadüfen yolu düþen bikinililerin canýna okunuyor…
Paparazzi kanallarý, televole programlarý haþemalýlarýn peþinde?
Haber kanallarý haþemalýlardan çekilen görüntülerle dolu!?
Nerede?
Hiçbir yerde…
Bakýn tv’lerin akþam haber kuþaklarýna, hava sýcaklýðý ile iglili bütün haberler, Ege ya da Karadeniz sahillerinden çekilen Et - Balýk Kurumu görüntüleri ile dolu. Beach Club görüntüleri küçük yaþta kýz - erkeklerin çýlgýnlýklarýný yansýtýyor. “Yaz aþklarý” denen çürümüþlük örnekleri, tv kanallarýndan memleketin en ücra köþelerine, üstelik yaz sýcaðýnda iþten kavrulan dünyalara bir öfke birikimi taþýyor.
Ama bir bakýyorsunuz, Hürriyet’in muhabiri Gülden Aydýn, bir haberin konusu olmuþ. Hadisenin öteki tarafýnýn ne dediðini soran yok.
Bikinili kýzýna saldýrmýþ beþ - on kiþi… Haþemalý ve tesettür giyimli…
Kýzý ise “Sizin yeriniz Ýran” demiþ onlara…
Anlaþýlýyor ki Gülden Aydýn’ýn bikinili kýzý haþemalý ve tesettür giyimli birilerine “Sizin yeriniz Ýran” demiþ. Bunu onlarýn açýklamalarýndan anlýyoruz. Peki ötekiler ne yapmýþ? buna dair bir itiraf var mý? Buna dair sadece Gülden Aydýn’ýn açýklamalarý var.
Þimdi “Sizin yeriniz Ýran” diyen bikinili kýzýn psikolojisini tahlil edelim.
Son zamanlarda böyleleri türetildi Türkiye’de…
Baþörtülülere, denize bir þekilde vücudunu mahrem olmayanlardan sakýnarak giren kimselere öfke ile bakan, bunlarýn memleketi Ýran’a döndüreceðini düþünen ve bunlarýn giyim kuþamýný “insan hakký” bile saymayan (Ýlhan Selçuk bunun en son þampiyonu) bir kesim türedi.
Danýþtay hakiminin cenaze törenine katýlan bir baþörtülü bayanýn, baþörtüsüzler tarafýndan nasýl cendere içine alýndýðýný ve baþýný açmak zorunda býrakýldýðýný, hatta bir kýsmýnýn, baþýný açtýktan sonra bile o bayaný oradan uzaklaþtýrdýðýný görmüþtük.
-Bu memlekette baþörtülülerin hayat hakký var mý?
-Birilerine göre sanki yok.
Böyle bakanlar ne yazýk ki baþörtülüleri üniversiteye almýyor, zaman zaman kýþlaya almýyor, zaman zaman hastaneye almýyor…. Almýyor.
Öfke kimde?
Kin kimde?
Üstelik bunu, “Baþörtülüler memleketi istila etti. Ýrtica memleketi ele geçirdi” gibi bir yalan kampanya ile birlikte yürütüyorlar.
Bu iþin bir adým ötesinde, siyasi iktidarýn memleketi Ýslami bir yönetime doðru götürdüðü iddiasýný besleme niyeti var. Oradan da, hala bir yerlerde var iseler, onlara “ne duruyorsunuz?” sinyali çakmak var.
Belki bir adým ötesinde, iktidara yönelik kuþatmayý hep diri ve canlý tutmak var. O kuþatma çerçevesinde yapýlmakta olan hukuksuzluklarý mazur gösterme çabasý var.
Ne yapýyoruz, iþte oturmuþ savunuyoruz. Bir yanda rezalet diz boyu, öte yanda biz, üç kuruþluk varlýðýmýza nasýl tahammül edilmesi gerektiðine dair diller döküyoruz.
Ayný mantýkla üniversitelerde yüzde 3 oranýnda bulunan baþörtülülerin baþörtüsüzlere baský yapabileceði gerekçesini üretip oradan yasak çýkarmadýk mý?
Tüm haþemalýlarý Ege’ye toplasanýz, bir koyu doldurur mu acaba?
Buraya, Necati Doðru’nun Vatan’da (20 aðustos) çýkan “Sürtük gazetecilik! Devrimci Pýnar!” bir yazýsýný almak istiyorum. Son zamanlardaki Türkiye gerçeðini, benim zor yazabileceðim bir üslupla anlatýyor. Haþemalýlar falan hikaye… Ýþte buralara, kadýn - erkek trafiðinin fevkalade karýþtýðý, kimin eli kimin cebinde olgusunun hakim hale geldiði, her þeyin al takke ver külah haline geldiði bir ortama sürükleniyor Türkiye…
Alýn Necati Doðru’yu “Bu nasýl Türkiye?” sorusu ýþýðýnda okuyun:

Sürtük gazetecilik! Devrimci Pýnar!

Pýnar, evrimci midir, devrimci midir? Evrim nedir, devrim nedir? Genç bir erkekle evliyken baþka bir genç erkeðin kucaðýna, yataðýna, cinsel iþtahýna koþmakla Pýnar devrimci mi olur? Pýnar, önce evrimci oldu; bir süre sinsice, gizlice, kurnazca, bin türlü hoppalýk yaparak ve “gönülsel çekim”in en yüksek tepesine çýkarak evrimciliðine çaktýrmadan devam etti, sonra “süper egosunu kalpten kalbe atlama pazarýnda satýlýða çýkartýp, libidosundaki cinsellik yanardaðýnýn patlamasýyla egosuna yenilerek” devrimciliðe mi atladý?

Pýnar, kiraz dudaklý…

Dürdâne diþli…

Ýri ahu gözlü…

Uzun sýrma saçlý….

Boylu boslu olmasaydý…

Bodrum denizinin tuzu ve güneþinin yanýðýyla dirileþmiþ arzu dolu, iþtah dolu, seks dolu, göbeðini dýþarda býrakan düþük bel pantolonla sürtük kovalama gazetecilerinin (paparazzi) sýkça dolaþtýðý pahalý mekânlarda “üvey oðlu rolünü oynayan genç oðlanla” yakalanmamýþ olsaydý, devrimci olabilecek miydi?

Her þey bulaþýcý!

Güzelik de…

Kötülük de…

Ýyilik de..

Sürtüklük de bulaþýcý.

Para þýmarýðý zenginlerin dolaþtýðý mekânlarda sürtük kovalayan gazeteciliðe sürtüklük bulaþtý. Bir haftadýr gazetelerin manþetine Pýnar’ýn vitaminle beslenmiþ damýzlýk görüntüsü veren genç oðlanlarýn birinin koynundan çýkýp öbürünün gönlüne yerleþmesini ve bunu da; “Ben özgür bir kadýným” diye dillendirerek asbestli bir tabakta topluma sunmasýný “Devrimci Pýnar” diye yazdýlar.

Gazetecilik de sürtükleþti!

Kadýnlarý Pýnar’a özendiriyor.

Pýnar’a teþekkür.

Kaya’ya teþekkür.

Aldattýðý karýsýný 10 milyon dolar nafakayý bir kalemde ödemeyi kabul edip boþayan iþadamý Cem’e de devrim yaptýðý için teþekkür. Porno kasete düþen televizyoncu Ali’ye de devrimi gerçekleþtirdiði için teþekkür. TV ekranýnda gerzek gerzek sýrýtarak arkadaþýnýn donunu indiren ve pipisini milyonlarca insana gösteren Mehmet Ali’ye de yaptýðý devrimden ötürü teþekkür…

Hülya’ya, Seda’ya, Güzide’ye, Ergen’e, Bergen’e teþekkür yazýyorlar.

Sürtük gazetecilik patladý.

Kadýn olarak dünyaya gelinmez, kadýn olunur, kadýndan da hanýmefendi olunur gerçeðini atlayarak; “gönül damarý” çatlamýþ Pýnar’ý dizisinde oynatan “sinema sanatýnýn rejisörlüðü” de tuhaflaþtý. Rejisör de, “Pýnar devrimini yaptý, bütün kadýnlar da yapsýn” diyerek “deyyus toplum olmamýzý” özendiriyor.

Pýnar’ýnki nasýl bir devrim?

Saray devrimi mi?

Kültür devrimi mi?

Proleterya devrimi mi?

Burjuva devrimi mi?

Deyyusluk devrimi mi?

Tüküreyim devriminizin içine…

http://www.sonsaniye.net/haber5628.htm

Posted by alara aslihanin annesi in 15:04:53 | Permalink | No Comments »


stv
Video sent by arzuc
Mukaddes emanetler kitabinin web sayfasindan ulastigim linki, video olarak bloguma koymayi daha uygun gordum, aslinda Topkapi Sarayindaki Mukaddes Emanetlerin fotograflarini koyup, kandil aksamindan aklimda kalan bilgileri yanlarina ilistirecektim,  fakat esim bazi seyleri yanlis yada eksik hatirlayabilirsin diyip o nedenle yazmamam tavsiyesinde bulununca bende ona hak verdim ve hic degilse programin icerigini az cok ihtiva eden bu roportaji sizlerle paylasiyorum….
Posted by alara aslihanin annesi in 00:07:16 | Permalink | No Comments »

Friday, August 11, 2006

new orleans…

Dun New Orleansin Irak’a en cok asker gonderen yer oldugunu ogrendim, sonrasinda gecen yil o bolgede yasanan felaket geldi aklima, ilginc degilmi!! bu orda yasananlara sevindigim anlamina gelmez bilakis coook uzuldum, cunku TV’lerden yansiyan goruntu hic hos degildi, insanlar ac susuz, elekriksizdi, ayni irak gibi yani…..Kainatta ve su dunya yasantimizda hic bir sey tesaduf degildir, olsa olsa tevafuktur…

Gecenlerde TV’de bi program izliyorum, ismi “a wedding story” severim boyle gelinli damatli programlari, gelin hanimin yuzune bakinca anladim hemen yahudi, cunku NY’ta onlardan cok var ve amerikanin neresinde yasarlarsa yasasinlar artik gordugum kimsenin hangi irk a ait oldugunu cikarabilme yetenegine buyuk olcude ulastim hamdolsun,herneyse mevzuya geceyim, cocuk yahudi degil, ama kiyilan nikah yahudi nikahi ve nikahin gerceklesebilmesi icin yeminin son kismi israilin selametini devam ettirmek uzere yemnin ederek bitiyor…Iste ihlas boyle bisi, Davalrinda gosterdikleri ihlas, samimiyet ve caba onlari suan dunyada soz sahibi insan ve millet haline getiriyor, nufuslari nekadar az olsada… amerikada ben hemen hemen hic bir magza bilmiyorumki yahudi ye ait olmasin, yani istesenizde bu insanlara bi ambargo yapamiyorsunuz, cunku en kalitesi en guzeli o magzalarda, hatta bile bile israile aktigini kazanclarin bi bolumunun yinede aliyorsunuz…yalniz burda dikkat edilcek seylerden biri, hangimiz ulkemize kazancimizdan verebiliriz, ulkemiz kalkinsin daha guzel gunlere erelim, dah guclu olalim diye, ama bu millet oyle bi millet, oyle davalarinda ihlas ve samimiyete sahip bi millet, hak da olmasa haklarida olmasa iste, herseyi kendi cikarlarina kullanan, istedigini vuran istedigini kiran bi millet, Allah islah etsin!!!bizlerede birlik ve beraberlikversin, Riza-i Ilahi’den bzileri ayirmasin ins…

Posted by alara aslihanin annesi in 05:33:24 | Permalink | No Comments »

Wednesday, August 9, 2006

unutmayalim bunlari!!!!

DIŞ HABERLER 09.08.2006  ÇARŞAMBA
Katliam bitmiyor!

İsrail ordusunun 29 gündür sürdürdüğü asker-sivil ayrımı gözetmeyen acımasız bombardımanının geride bıraktığı enkazlardan ‘ceset fışkırmaya’ devam ediyor.

Masum bir çocuğun cesedi, Beyrut’un güneyindeki Şiyye semtinde 13 kişiye mezar olan binadan böyle çıkarıldı.

09.08.2006

 

Fotografa baktikca kahroluyorum yoksa arsivde olsun diye koymuslugum yok, Allahim bu ne zulumdur…inaniyorum ihmal etmiyorsun, muhlet veriyorsun, zalimleri cetin bi azaba tabi tutacak sensin Ya Rab!!!

Posted by alara aslihanin annesi in 01:26:24 | Permalink | Comments (4)

Saturday, August 5, 2006

Müşerref’i ağlatan Türk kızına ‘Devlet Madalyası’

Müşerref’i ağlatan Türk kızına ‘Devlet Madalyası’

Bileziğini depremzedelere göndererek Pakistan’da büyük yankı uyandıran 7 yaşındaki Ervan Yalçın’a madalyasını Devlet Başkanı Pervez Müşerref verdi. Tören sırasında Müşerref gözyaşlarını tutamadı.

Pakistan’da geçen yıl 8 Ekim’de meydana gelen depremden sonra başlatılan yardım kampanyasına bileziğinin gönderen Türk kızı Ervan Yalçın (7), Pakistan Milli Meclisi tarafından Sitar-e Esar (Fedakarlık) Madalyası ile ödüllendirildi. Pakistan’ın en değerli madalyası olarak bilinen Sitar-e Esar’ı Yalçın’a bizzat Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref tarafından takıldı. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen tören sırasında Müşerref’in gözyaşlarını tutamadığı görüldü.

KÜRSÜYE TEK BAŞINA ÇIKTI

Törenin en dikkat çekici anonsu tüm davetlileri şaşırttı. İstanbul’da oturan ilkokul 2. sınıf öğrencisi 7 yaşındaki Ervan Yalçın madalyasını almak için kürsüye tek başına geldi. Ellerinde Pakistan ve Türk bayrağı olan Ervan ile Müşerref, Türkçe konuştu ve Ervan’ı kollarının arasına alarak kameralara poz verdi. Söylemek istediğin bir şey var mı sorusu karşısında Ervan: “Cive Pakistan” diyerek karşılık verdi. Ödülü alanlar içerisinden sadece Ervan Yalçın’a gösterdiği fedakârlıktan dolayı 5 bin dolar ödül verildi.

EN KIYMETLİ EŞYAN NEYSE ONU VER

Madalyasını aldıktan sonra annesi ve babasının yanına giden Ervan, “Depremden sonra öğretmenimiz sınıfımızdaki arkadaşlarımızdan Pakistanlı kardeşlerimiz için ne yapabileceğimizi sordu. O akşam eve geldiğimde anneme Pakistanlı kardeşlerimize ne gönderebilirim diye sordum. Annemde kızım senin en kıymetli şeyin ne ise onu ver dedi. O gece doğum günümde babamın hediye ettiği altın bileziğimi vermeyi düşündüm. Ertesi gün bileziğime annem kurdale bağladı. Ben de bileziği getirerek öğretmenimize verdim. Öğretmenim bu değerli yardımı Kızılay yetkililerine ulaştıracağım dedi ve sonra bizi buraya çağırdılar” diye konuştu. Pakistan Meclisi depremde yardıma koşanlara madalya verilmesini kararlaştırmıştı.

  • İSLAMABAD

Pakistan lideri törende duygusal anlar yaşadı

Törenin açılışında konuşan Müşerref , deprem sonrasında Pakistan halkının yanında olan herkese teşekkür etti. Bu günün kendisi ve Pakistan halkı için önem taşıdığını kaydeden Müşerref, Allah’tan böylesine büyük bir afeti ülkesine bir daha yaşatmaması duasında bulundu. Törenin duygulu bir atmosferde gerçekleştiği gözlendi. Tören sırasında hayatını kaybeden TOKİ personeli Mühendis Ufuk Arslan’ın babasının kürsüye davet edilmesi sırasında Müşerrefin gözlerinin yaşardığı gözlendi. Baba Hasan Hüseyin Arslan’a madalyasının verilmesinin ardından baba Arslan dakikalarca ayakta alkışlandı.

Ervan’ın bileziği müzede sergileniyor

Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, 7 yaşındaki Ervan’ın gönderdiği bilezikten çok etkilenmiş, gönderilen bileziğin fotoğrafını cumhurbaşkanlığı internet sitesinden bütün dünyaya yayınlamıştı. 8 Ekim depreminden sonra Ervan’ın gönderdiği bilezik Pakistan Türkiye dostluğunun bir sembolü olarak Cumhurbaşkanlığı Müzesinde sergileniyor. Sitar-e Esar Madalyası Türkiye’den 3 sivil toplum kuruluşunun yanı sıra 3 kişiye daha verildi

Posted by alara aslihanin annesi in 22:27:13 | Permalink | No Comments »

Cocuklari kucuk kursunla oldururler degilmi anne?


Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?


AKP Sakarya Milletvekili Dr. Süleyman Gündüz Filistin’den yeni döndü. Batı Şeria ve Gazze’deki gözlemlerini aktardı. Önümüzdeki günlerde de Lübnan’a gidecek.
Dr. Gündüz, sınır tanımayan doktorlar gibi bir gönüllü kuruluşu olan “Yeryüzü Doktorları”nın üyesi. Filistin’e de Lübnan’a da bu kimliğiyle gidiyor ve acil insani yardım sağlanması için çaba gösteriyor.
Dr. Gündüz, savaşların en çok çocukları mağdur ettiği gerçeğini Batı Şeria’da ve Gazze’de bir kez daha gördüğünü belirttikten sonra, yıllar önce Balkanlar’da Srebrenica katliamı sonrasında yaşadığı bir anısını aktardı.
4 yaşında bir çocuğun mezarı başındaki annesi, Dr. Gündüz’e, çocuğunun ölmeden önce yönelttiği soruyu aktarmış.
“Anne” diyormuş çocuk, “Askerler çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi?”
“İşte, çocuk gözünde savaş gerçeği bu” diyor Süleyman Gündüz ve devam ediyor:
“Çocuk ölümü kabullenmiş de bari kurşun küçük olsa diyor aslında. Büyük kurşunun daha fazla acıtacağını düşünüyor belki de…”
Şimdi aynı soru Filistinli, Lübnanlı çocukların kafalarından geçiyor olmalı.

Acil sağlık köprüsü
Gündüz, Gazze’deki, Batı Şeria’daki gözlemlerini Başbakan Erdoğan’a aktarmış durumda.
Gündüz, Gazze’nin bir açık cezaevi haline getirildiğini vurguluyor. Bu koşullardan en fazla çocukların etkilendiğini ekliyor.
İsrail’in Kana saldırısıyla 37’si çocuk, onlarca sivilin ölümüne neden olmasını kınarken, Batı Şeria’da ve Gazze’de de her gün çocukların öldüğünü şöyle aktarıyor:
“Gazze’de de Batı Şeria’da da her gün çocuklar ölüyor. Bunun iki temel nedeni var. Birincisi, elektriksizlik. Elektrik yok. Ameliyatlar yapılamıyor. İlaç yok, tıbbi malzeme yok. Diyalize giremiyorlar ve çocuklar ölüyor. Acilen Gazze ile bir hava köprüsü kurulması lazım. Bu çocukların, hastaların taşınması lazım. Bu düşüncemi ve isteğimi Sayın Başbakan’a da ilettim.”

Üç istek
Dr. Gündüz, Gazze, Batı Şeria ve Lübnan için acil üç isteği dile getiriyor:
1- Sağlık amaçlı hava köprüsü kurulması,
2- Rehabilitasyon yardımı ve tıbbi malzeme ulaştırılması,
3- İnsani yardım koridorlarının kurulması.
Gündüz’e göre Türkiye bunların sağlanması için elinden geleni yapmalı ve uluslararası toplumu da harekete geçirmeye çalışmalı. Bölgede Türkiye’den beklenti büyük. Ankara da bunun farkında.

Türkiye’ye güven
Dr. Gündüz, gönüllü doktorların ve diğer sağlık elemanlarının kendi olanakları ve inisiyatifleriyle yardım etmeye çalıştıklarını, ancak uluslararası toplumun insani yardım konusunda daha etkin ve hızlı davranması gerektiğine işaret ediyor.
Gündüz’ün bir gözlemi de çok zor koşullardaki bu insanların Türkiye’ye büyük güven duydukları. Hem insani yardım ulaştırılmasında hem de saldırıların durdurulmasında Ankara’nın çok etkili olacağı inancının yaygın olduğu.

fbila@milliyet.com.tr

Posted by alara aslihanin annesi in 22:25:42 | Permalink | No Comments »

Friday, August 4, 2006

dun….

Dun…

 Esime biraz latife biraz sitemle; gunluk gelen bi Turk gazetemiz oldugunu fakat evin beyi tarafindan her sabah ise giderken alinip arabada birakildigini ve bi daha eve getirilmedigini soyledim….hani ertesi gun icin bi hatirlatmaydi sozum…

Azizse soyle dedi….

-Arzu, savasa dair oyle feci fotograflar varki, benim kalbim dayanmiyor bakamiyoum, sen hic bakamazsin, o yuzden hergun gazeteyi arabada birakiyorum….

bense

-bunun iyi bi kandirma oldugunu soyledim, fakat baktim saka yapmiyor…cok uzuldum, hemde coook, haberleri hemen hergun dinliyorum, ama tabi burdaki medyada malum,kimse soylemiyor bebeklerin ,cocuklarin oldugunu…. ama inaniyorum Rabbim haklarinda ve hakkimizda en hayirlisini bilen, hikmet sahibi olan, muhlet veren….

Posted by alara aslihanin annesi in 03:50:42 | Permalink | No Comments »