Hasema
Haþema - Bikini
Ege sahillerinde acaba kaç koyda haþemalý ve tesettür giysileri içinde denize giren insanlar vardýr?
Ya Karadeniz sahillerinde?
Sanki bütün koylar haþemalýlar tarafýndan istila edilmiþ de, oraya tesadüfen yolu düþen bikinililerin canýna okunuyor…
Paparazzi kanallarý, televole programlarý haþemalýlarýn peþinde?
Haber kanallarý haþemalýlardan çekilen görüntülerle dolu!?
Nerede?
Hiçbir yerde…
Bakýn tv’lerin akþam haber kuþaklarýna, hava sýcaklýðý ile iglili bütün haberler, Ege ya da Karadeniz sahillerinden çekilen Et - Balýk Kurumu görüntüleri ile dolu. Beach Club görüntüleri küçük yaþta kýz - erkeklerin çýlgýnlýklarýný yansýtýyor. “Yaz aþklarý” denen çürümüþlük örnekleri, tv kanallarýndan memleketin en ücra köþelerine, üstelik yaz sýcaðýnda iþten kavrulan dünyalara bir öfke birikimi taþýyor.
Ama bir bakýyorsunuz, Hürriyet’in muhabiri Gülden Aydýn, bir haberin konusu olmuþ. Hadisenin öteki tarafýnýn ne dediðini soran yok.
Bikinili kýzýna saldýrmýþ beþ - on kiþi… Haþemalý ve tesettür giyimli…
Kýzý ise “Sizin yeriniz Ýran” demiþ onlara…
Anlaþýlýyor ki Gülden Aydýn’ýn bikinili kýzý haþemalý ve tesettür giyimli birilerine “Sizin yeriniz Ýran” demiþ. Bunu onlarýn açýklamalarýndan anlýyoruz. Peki ötekiler ne yapmýþ? buna dair bir itiraf var mý? Buna dair sadece Gülden Aydýn’ýn açýklamalarý var.
Þimdi “Sizin yeriniz Ýran” diyen bikinili kýzýn psikolojisini tahlil edelim.
Son zamanlarda böyleleri türetildi Türkiye’de…
Baþörtülülere, denize bir þekilde vücudunu mahrem olmayanlardan sakýnarak giren kimselere öfke ile bakan, bunlarýn memleketi Ýran’a döndüreceðini düþünen ve bunlarýn giyim kuþamýný “insan hakký” bile saymayan (Ýlhan Selçuk bunun en son þampiyonu) bir kesim türedi.
Danýþtay hakiminin cenaze törenine katýlan bir baþörtülü bayanýn, baþörtüsüzler tarafýndan nasýl cendere içine alýndýðýný ve baþýný açmak zorunda býrakýldýðýný, hatta bir kýsmýnýn, baþýný açtýktan sonra bile o bayaný oradan uzaklaþtýrdýðýný görmüþtük.
-Bu memlekette baþörtülülerin hayat hakký var mý?
-Birilerine göre sanki yok.
Böyle bakanlar ne yazýk ki baþörtülüleri üniversiteye almýyor, zaman zaman kýþlaya almýyor, zaman zaman hastaneye almýyor…. Almýyor.
Öfke kimde?
Kin kimde?
Üstelik bunu, “Baþörtülüler memleketi istila etti. Ýrtica memleketi ele geçirdi” gibi bir yalan kampanya ile birlikte yürütüyorlar.
Bu iþin bir adým ötesinde, siyasi iktidarýn memleketi Ýslami bir yönetime doðru götürdüðü iddiasýný besleme niyeti var. Oradan da, hala bir yerlerde var iseler, onlara “ne duruyorsunuz?” sinyali çakmak var.
Belki bir adým ötesinde, iktidara yönelik kuþatmayý hep diri ve canlý tutmak var. O kuþatma çerçevesinde yapýlmakta olan hukuksuzluklarý mazur gösterme çabasý var.
Ne yapýyoruz, iþte oturmuþ savunuyoruz. Bir yanda rezalet diz boyu, öte yanda biz, üç kuruþluk varlýðýmýza nasýl tahammül edilmesi gerektiðine dair diller döküyoruz.
Ayný mantýkla üniversitelerde yüzde 3 oranýnda bulunan baþörtülülerin baþörtüsüzlere baský yapabileceði gerekçesini üretip oradan yasak çýkarmadýk mý?
Tüm haþemalýlarý Ege’ye toplasanýz, bir koyu doldurur mu acaba?
Buraya, Necati Doðru’nun Vatan’da (20 aðustos) çýkan “Sürtük gazetecilik! Devrimci Pýnar!” bir yazýsýný almak istiyorum. Son zamanlardaki Türkiye gerçeðini, benim zor yazabileceðim bir üslupla anlatýyor. Haþemalýlar falan hikaye… Ýþte buralara, kadýn - erkek trafiðinin fevkalade karýþtýðý, kimin eli kimin cebinde olgusunun hakim hale geldiði, her þeyin al takke ver külah haline geldiði bir ortama sürükleniyor Türkiye…
Alýn Necati Doðru’yu “Bu nasýl Türkiye?” sorusu ýþýðýnda okuyun:
Sürtük gazetecilik! Devrimci Pýnar!
Pýnar, evrimci midir, devrimci midir? Evrim nedir, devrim nedir? Genç bir erkekle evliyken baþka bir genç erkeðin kucaðýna, yataðýna, cinsel iþtahýna koþmakla Pýnar devrimci mi olur? Pýnar, önce evrimci oldu; bir süre sinsice, gizlice, kurnazca, bin türlü hoppalýk yaparak ve “gönülsel çekim”in en yüksek tepesine çýkarak evrimciliðine çaktýrmadan devam etti, sonra “süper egosunu kalpten kalbe atlama pazarýnda satýlýða çýkartýp, libidosundaki cinsellik yanardaðýnýn patlamasýyla egosuna yenilerek” devrimciliðe mi atladý?
Pýnar, kiraz dudaklý…
Dürdâne diþli…
Ýri ahu gözlü…
Uzun sýrma saçlý….
Boylu boslu olmasaydý…
Bodrum denizinin tuzu ve güneþinin yanýðýyla dirileþmiþ arzu dolu, iþtah dolu, seks dolu, göbeðini dýþarda býrakan düþük bel pantolonla sürtük kovalama gazetecilerinin (paparazzi) sýkça dolaþtýðý pahalý mekânlarda “üvey oðlu rolünü oynayan genç oðlanla” yakalanmamýþ olsaydý, devrimci olabilecek miydi?
Her þey bulaþýcý!
Güzelik de…
Kötülük de…
Ýyilik de..
Sürtüklük de bulaþýcý.
Para þýmarýðý zenginlerin dolaþtýðý mekânlarda sürtük kovalayan gazeteciliðe sürtüklük bulaþtý. Bir haftadýr gazetelerin manþetine Pýnar’ýn vitaminle beslenmiþ damýzlýk görüntüsü veren genç oðlanlarýn birinin koynundan çýkýp öbürünün gönlüne yerleþmesini ve bunu da; “Ben özgür bir kadýným” diye dillendirerek asbestli bir tabakta topluma sunmasýný “Devrimci Pýnar” diye yazdýlar.
Gazetecilik de sürtükleþti!
Kadýnlarý Pýnar’a özendiriyor.
Pýnar’a teþekkür.
Kaya’ya teþekkür.
Aldattýðý karýsýný 10 milyon dolar nafakayý bir kalemde ödemeyi kabul edip boþayan iþadamý Cem’e de devrim yaptýðý için teþekkür. Porno kasete düþen televizyoncu Ali’ye de devrimi gerçekleþtirdiði için teþekkür. TV ekranýnda gerzek gerzek sýrýtarak arkadaþýnýn donunu indiren ve pipisini milyonlarca insana gösteren Mehmet Ali’ye de yaptýðý devrimden ötürü teþekkür…
Hülya’ya, Seda’ya, Güzide’ye, Ergen’e, Bergen’e teþekkür yazýyorlar.
Sürtük gazetecilik patladý.
Kadýn olarak dünyaya gelinmez, kadýn olunur, kadýndan da hanýmefendi olunur gerçeðini atlayarak; “gönül damarý” çatlamýþ Pýnar’ý dizisinde oynatan “sinema sanatýnýn rejisörlüðü” de tuhaflaþtý. Rejisör de, “Pýnar devrimini yaptý, bütün kadýnlar da yapsýn” diyerek “deyyus toplum olmamýzý” özendiriyor.
Pýnar’ýnki nasýl bir devrim?
Saray devrimi mi?
Kültür devrimi mi?
Proleterya devrimi mi?
Burjuva devrimi mi?
Deyyusluk devrimi mi?
Tüküreyim devriminizin içine…
İsrail ordusunun 29 gündür sürdürdüğü asker-sivil ayrımı gözetmeyen acımasız bombardımanının geride bıraktığı enkazlardan ‘ceset fışkırmaya’ devam ediyor.
Pakistan’da geçen yıl 8 Ekim’de meydana gelen depremden sonra başlatılan yardım kampanyasına bileziğinin gönderen Türk kızı Ervan Yalçın (7), Pakistan Milli Meclisi tarafından Sitar-e Esar (Fedakarlık) Madalyası ile ödüllendirildi. Pakistan’ın en değerli madalyası olarak bilinen Sitar-e Esar’ı Yalçın’a bizzat Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref tarafından takıldı. Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen tören sırasında Müşerref’in gözyaşlarını tutamadığı görüldü.